|
nedenmi??
Avrupa birliği bir menfaat topluluğu ve bizim o menfaat topluluğuna girmemiz; o topluluğun menfaatlerine ters düşüyor. Dolayısıyla hiç bir zaman ve hiç bir şekilde bizi aralarına almazlar. Nedenlerini sıralarsak...
- Avrupa birliği ülkeleri, bize hiç bir zaman içinde bulunamayacağımız bir cennet vaad ederek, bize istediklerini yaptırmanın ve istemediği şeyleri yapmamızı engellemenin bir yolunu bulmuş, elindeki bu yaptırım gücünden vazgeçmez. Nasreddin hocanın maşayla bindiği eşşeğinin ağzına bir karış mesafede havucu tutması ile avrupa birliğinin bize yaklaşımı arasında fark yoktur. - Geçmişte osmanlıdan, dolayısıyla Türklerden çok çekmiş, korku duymuş avrupa devletleri; Türklerin avrupada serbestçe dolaşmasını, ticaret yapmasını, mal mülk edinmesini, kadınlarıyla çiftleşmesini istemez. - Avrupa birliği içerisindeki müslüman bakiyesinin ve konsantrasyonunun armasını mümkün değil istemez. Birliğe 70 milyon müslümanın birden girişi onlar için korkunç bir durum kabul edilebilir değil, hatta kabus, bunu anlamak zor değil. - Kapıların açılmasıyla beraber açlıktan gözü dönmüş, en az 5 milyon kürdün birden avrupaya hücum etmesi ve çil yavrusu gibi dağılması ihtimali, onlara uyku uyutmaz. Kaldıki kaçakçılık, eşkıyalık ve her türlü illegal işte ustalaşmış bu harami sürüsü karşısında, avrupanın bütün avrupanın emniyet teşkilatları birleşse yine başa çıkamaz. Alacağı cezayı düşünmeden, kuralları kanunları hiçe sayan, öldürmekten ve insanları darp etmekten çekinmeyen, kaybedecek bir şeyleri olmayan, bu gayri medeni insan sürüsü karşısında güvenlik sistemleri çöker. Demokrasi dolu kafalarının, taşla ezilmesi durumu ve ihtimali avrupalıları tirtir titretir. - Kaldıki kürt tehlikesini ileride durdurup, kendilerine gelmesini engellemek düşüncesi ile; güneydoğu Anadoluda bir kürt devleti yada federasyonu kurdurmaya çalışan, bu amaçla aman siz gelmeyin biz paraysa para, destekse destek, ne isterseniz verelim diyen avrupa birliği ülkeleri; Kendi besleyip, büyüttüğü, vahşileştirdiği canavarla burun buruna gelmek istemez. - Sırf eşkıya ve teröristlere öldürülmezlik garantisi sağlamak için, avrupa birliğine almama dayatmasıyla Türkiyeden idam cezasını kaldırtan avrupa birliği, kendi sevmediği otun burnunda bitmesini istemez. 7000 yıllık Türk tarihi içerisinde; insanlıktan çıkanları idam edemeyen tek Türk Devleti olarak tarihe geçmiş durumdayız; Oda ayrı bir konu... - Gümrük kapıları ve mevzuatları zayıf olan ülkemize dünyanın dört bir tarafından kaçak, kalitesiz ve yasak mallar girmektedir. Rüşvet ve hallederiz mekanizması çok iyi işleyen ülkemiz, eğer avrupa birliğine girecek olursa; bu tür malların avrupaya girmesinden önceki ana dağıtım istasyonu olması kuvvetle muhtemeldir. Avrupa devletleri buna hayatta göz yummaz. - Türkiyenin ortadoğu ile avrupa arasındaki yegane köprü konumunda olması itibariyle; sadece kürtlerin değil, kaçacak yer arayan ıraklıların, baskı ve eziyetten bunalmış filistinlerin, fakir arapların, afganların ve dünyanın her yerinden mültecilerin, avrupaya sızma kapısı olacaktır. Avrupa birliği böyle bir açığı vermez. - Ayrıca eğer Türkiye avrupa birliğine girerse; Her ne kadar hükümetleri engellemek istesede, bir çok avrupalı kuruluş ucuz işçilik, ucuz işletme, ucuza maletme ve denetimsizlik avantajlarından faydalanmak için ülkemizde üretim yaparak, avrupaya dağıtım ve sevkiyat yapma yoluna gidecektir. Avrupa devletleri için çok ciddi sermaye ve istihdam kaynaklarının Türkiyeye kaçmasına neden olur. Bu durumda avrupa devletlerinin fakirleşeceğini ve onlarda işsizliğin artacağını buna karşın Türkiyenin bu durumda zenginleşeceğini ve işsizliğin azalacağını düşünürsek; Diğerleri neysede, avrupalı bu durumu kesseler kabul etmez.
Dikkatle incelenip, düşünüldüğü zaman Türkiyenin avrupa birliğine girmesinin, birliktekilere hiçbir faydasının olmadığını ama çok ciddi zararları olduğunu görülüyor. Bu şartlar altında bunun gerçekleşeceğine inanmak saflıktan fazlası olur. Hatta bunun olabileceğine inanmak bile mantıksız, çok saçma... Boş şeyleri bir kenara bırakır, doğruya ve gerçeğe yönelirsek; içinde bulunduğumuz tablonun o kadarda iç karartıcı olmadığını görürüz. Yani avrupalı olmaya pekte mecbur değiliz. Alternatif olarak birazda bunları düşünelim: - Globalleşen dünyada avrupa birliğinin çokta önemi yok. Bırakalım onlar kendilerini, kendi kurallarına ve sınırlarına hapsetsin. Biz o sınırları gerektiğinde çok kolay aşarız. Olmadı etrafından dolaşırız. İstediğimizi alırız. Biz işimizi görmeyi, hallederiz mekanizmasını, iyi biliriz. - Türk birliği, müslüman birliği gibi alternatif birliklerde başrol oynamak dururken; Şartmı yani avrupalının sanatsal içerikli, can sıkıcı filminde figüran olmak. - Onların vaad ettiği sahte cennetlerinde yaşamaktan kendileri çok memnunmu birde bunu dikkatle inceyin. Pekte mutlu değiller bunu bilin. Onların arasına katılmak yerine; Şayet biz kendi içimizdeki sorunları çözebilirsek, onlardan çok daha mutlu ve huzurlu oluruz bundan emin olabilirsiniz.
"Bizim için en iyisi Ötüken Ormanında yaşamak" Yani anadoluda, yani Türkiyede...
|