erdemli insan


     Erdemli insan olmanın,
     bir faydası varmı?


    olmazmı...

 - Gözünün feri olur, dünyayı güzel görür.
 - Ağzının tadı olur, yediği, içtiğinden zevk alır.
 - Yüreğinin sesi olur, ona doğruyu söyler.
 - Gönlünün gözü olur, olacaklar içine doğar.

Doğru sözler

Dürüstlüğün eninde sonunda kazandırdığı, tecrübeyle sabittir... zor

 
tersine evrim teorisi

( reverse evolution theory - faydasızlaşan insan)


İnsanın maymundan türediğinin iddia edildiği evrim teorisi gerçeğe uygun değil, ama bu gerçek “insan faydasızlaştıkça gitgide maymuna dönüşüyor.” Ya da toplumda tutunamayan yada toplumsal faydaya katılamayan olunca da denebilir... Faydasızlık toplum dışında kalan insanların temel özelliği olduğundan, onları faydasızlar diye adlandırabiliriz.

tersine evrim teorisi


       insan         1.evre         2.evre          3.evre        4.evre       maymun

İnsan (başlangıç evresi)

Virüsün bulaşması:  Normal şartlarda bir insan toplum dışında kalmaz. Bu sancılı ve virütik bir intaniye hastalıktır. Hastalığa maymunluk virüsü neden olur. İnsanın bilinç sistemini ele geçiren maymunluk virüsü, insanı insanlıktan çıkartarak, gitgide maymuna dönüştürür.  Virüsün insana bulaşabilmesi, insan bilinç sistemindeki açıklara ve zayıflıklara  bağlıdır. .  Virüs özellikle zayıf düşmüş bilinçlerden içeri kolaylıkla zuhur etmektedir. Normal ve iyi şartlardaki insana bulaşması mümkün değildir. Bu virüs zayıf düşmüş, zorda kalmış, bunalmış, bitmiş insanlara bulaşır. Bu yönüyle verem mikrobuna çok benzer. Düşkün hastalığıdır. Aynı verem gibi dertli insanı bulur. Bir insan hayatında zor durumlara  düşse dahi faydasız olmuyorsa, muhakkak  onda genlerinden gelen  bir bağışıklık ve korunma mekanizması vardır. 

1.evre:

Çalışmayı reddeder ve çalışan toplumun dışına çıkarlar.  Tembel ve miskin şekilde zamanlarını geçirmeye başlarlar. Üretime ve topluma faydaya katılmazlar. Emeksiz ve gayretsiz hayatımı sürdürmenin bir yolunu nasıl bulurum diye düşünmeye başlarlar.  Görüntülerindede başkalaşma başlar. Kılık kıyafeti, saçı başı acaipleşir. Rahatlık adına, serkeşliğe ve bakımsızlığa yönelirler. Bazende tuhaf değişiklikler yapıp diğer insanlardan farklı olmaya çalışırlar. Ama neticede kendi oluşturdukları koloni içinde hepsi hemen hemen birbirinin aynıdır.  Davranış ve hareketlerindede değişim baş gösterir. Tuhaflaşırlar. Neye duygusal tepki verdikleri neye öfkelendikleri kestirilemez. Dolayısıyla onlara karşı iyiniyetle veya sevecen yaklaşılsa bile karşılığında görülen tepki ve muamele üzücü ve pişman edici olabilir. Onlara iyilikle yaklaşılsada sonuç kötü olabilir. 

2. evre:

Sürekli oyun oynamak ve eğlenmek isterler. Ve bunun için ortam hazırlamaya çalışırlar. Uyumadıkları zaman dışında kalan sürede sürekli eğlence ve keyifli vakit geçirme peşindedirler. Bunu sağlayabilmek içinde kimi zaman uyarıcı ve keyif verici maddelere doğru yönelirler. Onları arar, bulur ve kullanırlar. Bunların esiri ve bağımlısı olurlar. Kimi zaman bunları temin etmek ve kullanmak için insanları aldatır, kandırır veya cebren elde ederler.
Her önüne gelenle çiftleşmek ister ve yaparlar. Namus ve iffet kavramı tamamen unutulur. Dişiside erkeğide aynıdır, hiçbiri tam olarak ne istediğini bilmez. Kiminle, neyle, nasıl çiftleştikleri birbirine karışır. Hayvani içgüdülerin ve sapık tutkuların esiri olurlar.

3. evre:

Diğer insanlara karşı en yoğun kullandıkları tepki silahı olan eleştiri, onlara karşı kullanıldığında hiç tahahmmülleri yoktur. Çıldırırlar. Tamamen zıvanadan çıkarlar. Akılalmaz taşkınlıklar yapar mantıksız tepkiler verirler. Hemen anarşist tepki silahını kullanmaya başlarlar. Karşısına çıkan her şeye saldırır, darp eder, öldürmeye çalışır ve yakıp yıkarlar. Karşılarında engel olarak gördükleri kimselere yada düşman gördüklerine faşist derler ama asıl kendileri faşist kelimesinin tam tarifine uygun hareket ederler.
Hiçbir konuda haksız bulunmaya tahammülleri yoktur. Her zaman, her ne şartta olursa olsun haklı bulunmak isterler. Haksız oldukları neticesi kesin ispatlansa dahi kabullenmezler, gerginlikleri dahada artar. Bunun akabinde; Adam öldürürlersede haklıdırlar, işyeri yakarlarsada haklıdırlar, yıkıyorlarsada, bozuyorlarsada, içine ediyorlarsada yine haklıdırlar. Kimse onlara engel olmamalı ve dur dememeli, çünkü onların her biri tanrıdan bağımsızlığını kazanmış küçük bir yeryüzü tanrısıdır. Ve oluşturduklarıda kendilerine göre seçkin kişiler kolonisidir. Ama bu seçkin kişiler çoğunlukla, kısa boylu hödük, tipsiz, şekli kaymış, meymenetsiz sıfatlı, karakuru kimselerden oluşur, nedense??
İstedikleri şeyler olmadığında yada istediklerini elde edemediklerinde sinir ve öfke mekanizması hemen harekete geçer. Saldırganlaşırlar. Kendilerinde olmayan şeylerin, başkalarında olduğunu görmek onları çıldırtır. Kontrolden çıkar ve saldırırlar. Tepkisini kin güderek bazen içlerine atarlar. Bazen hakaret ve sataşmalarla dışa vururlar. Yada başkalarının sahip olduğu şeyleri, onlara kaybettirmeye uğraşırlar. Başka birinin arabasıda, işide, sevgiliside onlara acı verebilir. Bu yüzden kimi zamanda insanlara alenen saldırabilirler. Hatta nefret ve hainlik duyguları ile bir araya gelip öfke  sinerjisi oluştururlar, bir ayin yapar gibi kendilerinden geçerek, büyük bir iştahla saldırırlar. Gözü dönmüş bir sürü olarak; yakıp, yıkıp, mahvetmekten delice zevk alırlar.

4. evre:

Kimi zaman kendi kolonisindekilerede düşman olurlar. Yoketmek yada mahvetme isteğini onlara karşıda duyarlar. Birbirlerinden duydukları küçük rahatsızlıklar yada kendi aralarındaki küçük anlaşmazlıklar bazen öylesine büyürki  birbirlerini çiğ çiğ yerler. Dışarıya karşı insan haklarının savunucuları gibidirler. İnsana uygulanan şiddete sözde hepsi karşıdır. Ama kendi içlerinde kendilerine ters hareketi olan birini, kendi aralarında öyle parçalarlarki… parçası bulunamaz.  Hak, hukuk, yargılama hak getire, direk infaz ederler…

MAYMUN

Bildiğiniz maymun işte;
Çalışmaz, üretime katılmaz. Ama çalışan işçinin emeğini, üreten köylünün alınterini zimmetine geçirmeye çalışır. Nasreddin hocanın dibek dövücü ile hınk deyici hikayesinde olduğu gibi… Muhterem insan bundan tam 800 yıl önce demiş diyeceğini, anlayan anlar diye…

Etrafında ne varsa onları bulup, alıp, yağmalayıp, diğerlerinin sırtından geçinerek yaşamını devam ettirmek ister.

Birde devrim ve devrimcilik başlığı altında sürekli bir şeyleri indirip kaldırma derdindedirler. Bir odadaki televizyonun yerini dört kere değiştirir, gene aynı yere koyarlar. Öngörü yoktur. Boşuna uğraşmaya bayılırlar.

Namus ve iffet kavramı olmadığından, dişiside erkeğide, her gördüğü, her aklına esen erkek yada dişiye göz koyup, elde etmek için her şeyi yapar, her yolu dener.

Hareketlerinde ve davranışlarında tutarlılık yoktur. Mutlu ve keyifli bir ruh halindeyken, birden bire agresifleşip vurmaya ve ısırmaya çalışabilir. Yada üzgünken, ağlıyorken birden bire katılarak gülmeye başlayabilir.

Kendilerini seçkin kişiler gibi göstermeye çalışırlar. Her faydasız kişiden biri aydın diğeri kesin sanatçıdır. Boş yoktur. Ya yalap şap bir enstrümanı çalmayı öğrenirler, yahut biribiri ardına alakasız ve anlamsız sözcükleri dizer adına şiir derler yada resim yaparlar içinde görsel hiç bir şey yoktur.  Yada güzel sanatların her hangi bir kolunda, ucundan bandırma suretiyle yersen sanatçı olurlar. Gerçek sanatçı belkide toplumda yüzde bir çıkar, bunlarda yarısı sanatçıdır. Diğer yarısıda kendini, aydın olarak lanse eder yada ettirir. Aydın kişiyi; iyi eğitim görmüş, kendini iyi yetiştirmiş, çok öğrenmiş, çok bilmiş, kafası çok çalışan, üst seviyede zekaya sahip, öngörüsü ve sezme yeteneği olan kimseler diye gösterirler.İyide öyle biri niye faydasız olsun. Sanatçı olmayan faydasız kesin aydındır. Hatta hem aydın hemde sanatçı bile olabilir. Faydasızların ahanda bu aydın diye topluma ittirmeye çalıştığı kimseleri dikkatle inceledim. Ama maalesef ben öyle bir aydınlık ışığına rastlamadım.  Bana sanki pek bir vasat kişilermiş gibi geldi.

Yalnız doğrudur bizim milletimizde çok bulunur evliya, ama buradaki toplumsal çokluk ölçüsü yine yüzde biri geçmez. Bir evliyanında faydasız olma ihtimali zannımca binde biri geçmez.   

 
< Önceki   Sonraki >
NUTUK
nutuk
okuyun, anlayın, önerin, hediye edin ...
Atamızdan yadigar, bir şaheser - nutuk -
her sözün ararsan vardır Türkçesi
Bilge Khan Turkish History Research Center
Yeniden Türk Milliyetçiliği